Karapınar Ziraat Odası Başkanlığı
Hububat Yetiştiriciliği
Hububat Yetiştiriciliği

Hububat Yetiştiriciliği

 HUBUBAT YETİŞTİRME TEKNİKLERİ

Ülkemizde verim ve kaliteyi artırmanın iki yolu vardır. Bunlardan birincisi yüksek verimli ve kaliteli çeşitlerin yetiştirilmesi, ikincisi uygun yetiştirme tekniklerinin kullanılmasıdır.

Tohumluk bitkisel üretimin vazgeçilmez girdilerinin başında gelir. Buğdayda yağışın bol olduğu ekolojilerde ve sulanır koşullarda uygun çeşit seçilmediği takdirde beklenen verimde %50, kuru tarım sisteminde ise %20-30 verim azalması olmaktadır. Çiftçilerimize sertifikalı tohumluk kullandıkları takdirde buğday ve arpada 8.5 TL/da, çavdar, tritikale ve yulafda ise 6 TL/da sertifikalı kullanım desteği ödenmektedir. Bölgemizde üreticilerimiz mutlaka kış şartlarına dayanıklı ve bölge için tescil edilmiş hububat çeşitlerini tercih etmelidirler.

Ekim Zamanı ve Tohumluk Miktarı

Ekimin uygun zamanda yapılması buğday yetiştirildiği koşullardaki elverişli suyu ve toplam sıcaklığı en iyi şekilde değerlendirebilecek sayıda ve büyüklükte bitki oluşmasına yol açmaktadır. Kışlık çeşitler geç ekildiğinde ilkbahar ile sıcaklık ve gün uzunluğunun arttığı yaz aylarında, büyüme ve gelişmesini daha hızlı bir şekilde tamamlamak zorunda kalmaktadır. Bunun sonucunda elverişli su ve sıcaklık yeterince değerlendirilemediği için verim azalmaktadır. Kuru tarım bölgelerinde ekim zamanı daha çok yağışa bağlı olarak uygun toprak nemini yakalamakla yakından ilgili olduğundan yıllara göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir. Buğday bitkisinin 1-3 kardeşli, 3-4 yapraklı bir dönemde kışa girmesini sağlayacak bir ekim tarihiyle kışa dayanıklılık en üst seviyeye çıkabilir. Orta Anadolu ve Konya yöresi için son yıllardaki iklim değişikliği de göz önüne alındığında buğday için en uygun ekim zamanının 1 Ekim-30 Ekim arasında yapılması gerekir. Yapılan araştırmalara göre Konya yöresi için buğdayda en uygun ekim normu  m2 de 500 -550 tohum düşecek şekilde yani dekara 20 – 22  kg/da tohum miktarı olacak şekilde ayarlanmalıdır.

Toprak Hazırlığı

Hububat ekilecek arazi ön bitkinin hasatı sonrası toprakta gölge tavı varken pullukla 15-20 cm derinliğinde sürülmelidir. Ekimden öncede kazayağı + tırmık takımıyla ikileme yapılıp iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır. Tarla mutlaka 4-5 yılda bir kez olmak üzere pulluk işleme seviyesinde oluşan taban taşını kırmak için tarla 50-60 cm derinlikte dip kazan ile işlenmelidir.

Münavebe

Sürekli hububat tarımının üst, üste yapıldığı alanlarında, toprak kökenli hastalık yoğunluğunda artışlar görülmektedir. Bunun sonucunda verim ve kalite düşüklükleri görülmektedir. Farklı ürün yetiştirme seçeneklerine sahip sulanan alanlarda üst üste hububat ekiminden kaçınılmalıdır.

 

Gübreleme

En doğru gübreleme tavsiyeleri toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre yapılabilmektedir.

Buğday yetiştiriciliğinde yüksek verim ve kalite için bitki besleme en önemli yeri tutar. Sulu tarımda farklı bitkilerin ekilmesi ve verim potansiyeli yüksek çeĢitlerin kullanılması, makro ve mikro besin elementlerine olan ihtiyacı da artırmaktadır. Bu nedenle ekim öncesi yapılacak toprak analiz sonuçlarına göre iyi bir gübreleme programı uygulanmalıdır. Bitkilerin besin elementi alımında azot, fosfor ve potasyumun oranı diğerlerine göre daha fazladır ve bunlardan azot, buğdayın verim ve kalitesini en fazla etkileyen faktörlerin başında gelir. Buğday çeşidinin verim potansiyeli arttıkça azot ihtiyacı da artmaktadır ve genel olarak buğday bitkisi 100 kg tane ürünü (diğer organlar dahil) karşılığında 3-5 kg azot kullanmaktadır. Burada uygulayacağımız gübre azotunun ne kadarından bitkilerin yararlanabildiği de çok önemlidir. Azotun toprakta hareketli bir element olması, özellikle aşırı sulamanın yapıldığı veya yağışların yüksek olduğu alanlarda yıkanarak bitki kök bölgesinden uzaklaşmasına neden olacağından, farklı gelişme dönemlerine bölünerek uygulanması gerekir. Ekimden bitkinin sapa kalkma dönemine kadar uygulanan azot daha çok verim artışında etkili olur. Bu dönemden sonra uygulanan azotun verime etkisi azalırken, tanenin protein oranını artırmaktadır

Buğday bitkisi protein sentezlemek için azota ihtiyaç duyar. Pro-tein hücre yapısının oluşmasında çok önemli olduğu için bitki azota tüm diğer elementlerden daha fazla ihtiyaç duyar. Buğday azotu amonyum veya nitrat formunda alır. Fosfor yetersizliğinde buğday bitkisi kısa kalır ve az kardeşlenir, sap incelir, kök gelişmesi zayıf olur, yapraklar küçülür ve koyu yeşil renk alır, olgunlaşma gecikir. Tam olgunlaşmış buğday bitkisiyle toplam (kök, sap, yapraklar ve dane dâhil tüm bitki aksamı) her 90 kg/da dane ürünü için 1 kg/da fosfor kaldırmaktadır. Kükürt tıpkı azot gibi bitkide proteinin yapısında bulunur. Kükürt, proteinin yapısında olması dolayısıyla organik madde bünyesinde bulunur. Dekara 300 kg tohum verimi için buğday topraktan 9–10 kg potasyum kaldırır. Potasyum tıpkı fosfor gibi toprakta hareketsiz halde bulunduğun-dan yapılacak gübre uygulamaları kök gelişimine bağlı olarak etkili olur. Karapınar toprakları genelde potasyum yönünden zengin durumdadır.

Buğday yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi etkileyen faktörlerin başında, toprakta bulunan ve ilave olarak uygulanan bitki besin elementleri gelir. Besin elementleri içerisinde de azot, tanede protein oranı ve diğer teknolojik kalite özelliklerini (yaş gluten, sedimantasyon, ekmek hacmi vb) en fazla etkileyen faktörlerden birisidir. Bu nedenle kaliteli bir üretim için bitkinin azot ihtiyacı zamanında karşılanmalıdır. Buğdayın azota en fazla ihtiyaç duyduğu ve alımın hızlandığı dönem, sapa kalkma başlangıcı ile çiçeklenme arasıdır. Bitki alacağı azotun yaklaşık % 60’ını bu dönemde alır.

Fosforlu gübreler ekimle veya ekimden önce toprağa verilmelidir. Azotlu gübreleme, azotun topraktan yıkanmaması için üçe bölünerek yapılmalıdır. Buğdayda verim ve kaliteyi etkileyen en önemli iz element çinkodur.

 

 

 

 

HASTALIKLARI VE MÜCADELESİ 

Karapınar Bölgesinde son yıllarda daha yaygın olarak görülmeye başlanan bazı hastalıklardan dolayı önemli verim ve üründe kalite kayıpları yaşanmaktadır. Ürün kaybına neden olan hastalıkların ürün kalitesine etkileri ise daha yüksek değerlerde gerçekleşmektedir. İşte bundan dolayıdır ki ham maddesi hububat olan sanayici istediği kalitede ürünü kendi havzasından temin edemediği için, dış havzalardan veya ülkelerden hububat ithal etmek zorunda kalmaktadırlar. Son yıllarda yoğun olarak görülen Kök çürüklüğü, Sarı pas, Septoria yaprak lekesi gibi üründe tahribatı yüksek olan hastalıklardan dolayı hububatta verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen en önemli unsur olarak hastalıklar başta gelmektedir.

Hububatta kök çürüklüğüne tarla toprağında bulunan birden fazla fungal organizma (Mantar) neden olmaktadır. Bu mantarların bitkideki etkileri tohumun toprağa atılmasıyla başlar, bitkinin başaklanma dönemine kadar devam eder. Onun içinde bitkinin gelişme dönemlerine göre farklı tipte hastalık belirtileri görülür. Hastalık hem toprak hem de tohum kaynaklı olduğu için mücadelesi de zordur. Tek başına ilaç kullanmayla bu tip hastalıkların önüne geçmek mümkün değildir. Sertifikalı tohumluk kullanılmalı , çiftçi kendi ürettiği üründen tohumluğunu temin ediyorsa, mutlaka hastalığın görülmediği tarladan tohumluğunu alıp kullanmalıdır. Münavebe uygulamasına özen gösterilmelidir. En az 2-3 yıllık bir münavebe uygulaması yapılmalıdır. Münavebede baklagil-yem bitkilerine de yer verilmesi faydalı olur. Kök çürüklüğüne karşı yeşil aksam ilaçlaması için tohum ekiminden itibaren gelişme dönemi boyunca hastalık belirtileri takip edilmeli, ilk belirtiler görülür görülmez ilaçlamaların yapılması ve gerektiğinde ilaçlamaların tekrarlanması gerekir. İlaçlamalar kardeşlenme dönemi sonuna kadar yapılabilir. Bu dönemden sonra yapılan ilaçlamalardan iyi netice alınamaz. . Eğer daha önceki yıllarda tarlada hastalığın varlığı biliniyorsa o zaman hastalık belirtilerinin çıkmasını beklemeden yabancı ot ilaçlaması sırasında tankın içerisine kök çürüklüğü hastalığına karşı ruhsatlı bir ilacı da katarak ilaçlama yapılmalıdır.

Karapınar hububat alanlarında yaygın olarak görülen yaprak hastalıkları buğdayda Sarı pas (Kınacık) ve Septoria, arpa da ise Rhyncosporium yaprak leke hastalıklarıdır. Bu hastalıkların ortak özellikleri rutubet isteklerinin yüksek olması ve hava yoluyla (rüzgar,  yağmur vb.) etrafa yayılıyor olmalarıdır. Kış koşullarının ılıman ve ilkbaharın serin ve bol yağışlı geçtiği yıllarda bu hastalıklar hububat alanlarında daha sık ve şiddetli olarak görülürler. Hububat yaprak hastalıkları bazı özellikleri bakımından birbirlerine benzer oldukları gibi mücadeleleri de birbirlerine benzerdir. Bu hastalıklarla ilaçsız mücadele yöntemleri olarak;  sık ekim yapmaktan kaçınmak,  yabancı ot mücadelesini tam yapmak, bu hastalıklara dayanıklı çeşitler kullanılmak, toprak analiz sonuçlarına göre dengeli gübreleme yapmak ve aşırı azotlu gübre kullanımından sakınmak, arka arkaya hububat ekmemek, derin sürüm yapılarak, bitki artıklarının toprağa gömülmesini sağlamak  olarak sıralayabiliriz. Bu hastalıkların mücadelesinde tek başına kültürel önlemler her zaman için yeterli olmayabilir. Yukarıda sıralanan kültürel önlemler alınmasına rağmen hastalıkların gelişimi ve yayılması için koşullar uygun olursa duruma göre mutlaka zamanında ilaçlı mücadeleye başlanılmalıdır. Septoria Sarı pastan daha erken dönemde ortaya çıktığı için Septoria’nın ilaçlı mücadelesi daha önce yapılmalıdır. Arpadaki Rhyncosporium yaprak lekesi hastalığının erken enfeksiyonları için ilaçlama yapılabilir. Bunun içinde erken dönemde kardeşlenmenin sonu sapa kalkmanın başlangıcında tarlalar kontrol edilmelidir. Kesinlikle yağmurlama sulama sistemiyle ilaçlama yapılmamalıdır. Sıcaklık 15 oC’nin altında olduğu durumlarda da ilaçlama yapmaktan sakınılmalıdır. Bazı ilaçlar ilaçlamadan sonra 3-4 saat içerisinde yağan yağmurlardan etkilenmezlerken bazıları etkilenirler. Bu durum da dikkate alınarak ilaçlamalar gerektiğinde tekrarlanmalıdır. Yabancı ot ilaçlaması ile beraber hastalık içinde ilaçlama yapılacaksa ilaçlamalarda kullanılacak ilaçların karışabilirliklerinin bilinmesi gerekir.

 

SULAMA

            Buğday bitkisi bir yetişme mevsiminde 400-450 mm civarında su tüketmektedir. Yetişme sürecinde (yağmur hariç) toprağa verilecek 200-250 mm’lik su (200-250 ton/da) en iyi verimi alabilmek için yeterlidir. Sulama imkanının olduğu yerlerde buğday, sapa kalkma ve çiçeklenme dönemlerinde sulanmalıdır. Fakat kurak geçen yıllarda bu kritik dönemler beklenmeden bitki strese girdiği zaman sulama yapılmalıdır.

 Konya gibi büyük ölçüde kurak iklim şartlarında yürütülen buğday tarımında ilkbahar yağışlarının miktar ve dağılımı çok önemlidir. Buğdayın su tüketimi eğrisine göre su tüketimi Mart ayından itibaren artmaya başlar, Nisan ayında büyük bir artış gösterir ve Mayıs ayında maksimum değere ulaşır. Nisan-Mayıs yağışları birim alandaki başak sayısını, potansiyel ve gerçek başakçık ve çiçek sayılarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımakta ve nihai verimi belirleyici en önemli iklim faktörleridir. 

Yapılan araştırmalara göre buğday için bölgede en uygun sulama zamanları şunlardır;

  1. Ekim zamanı toprakta yeterli nemin durumuna göre çıkışı garanti altına almak için sulama,
  2. Sapa kalkma dönemi (Nisan başı),
  3. Başaklanma dönemi (Mayıs başı-ortası) ve
  4. Dane dolum dönemidir (Haziran başı).

Yukarıda belirtilen dönemlerde verilecek su miktarı topraktaki nem açığını kapatacak miktarda olmalıdır. Fazla su verilmesi durumunda hem ekonomik yönden kayıp olmakta hem de kök çürüklüğüne sebep olmaktadır.

Hasat

Buğday hasadının zamanını iyi belirlemek tane kayıplarını azaltma ve ürün kalitesi için çok önemlidir. Hasadın erken yapılması, tanelerin buruşuk ve solgun olmasına neden olmaktadır. Çünkü başakların ve tanelerin iyice kurumadan erken hasat edilmesi durumunda tam olgunlaşmamış tanelerde kalite düşmekte, başaktan ve başakçık kavuzundan taneler zor ayrılmakta, yüksek rutubet nedeniyle ürünü kurutmak gerekmektedir. Geç yapılan hasatta ise çeşidin özelliğine de bağlı olarak başakta tane dökülmeleri, yağışa ve rüzgara bağlı olarak bitkide yatmalar, bazı çeşitlerde başaktaki tanede çimlenmeler görülebilir.

Biçerdöverle hasatta tane kayıplarını en aza indirmek için biçerdöverin hızı, batör-kontrabatör açıklığı, biçim yüksekliği büyük önem taşımaktadır. Hasatta biçim yüksekliğinin toprak seviyesine mümkün olduğu ölçüde yakın olması anız yakmanın önlenmesi açısından oldukça önemlidir.